ANNE BABA TUTUMLARININ ÇOCUKLARA ETKİSİ

27 Ocak 2022

Bireylerin doğduğu günden başlayarak kişiliği, önce bakım veren kişiler sonra da okul ve yakın çevrenin etkisiyle şekillenmektedir. Anne babalık tek yönlü bir etkinlik olmayıp, dinamik ve etkileşimli bir durumdur. Çocuğa yöneltilen tutumların ve davranışların bütünü anne babaların çocuk yetiştirme biçimlerini oluşturmaktadır. Bu nedenle bireyin kişilik gelişimindeki öncelikli sorumluluk ailenindir. Aile de bireyin kişiliğine, kurulan ilişkiler; ilişki içindeki tutum ve davranışlar ile yatırım yapar. Çocuk bulunduğu aileyi gözlemleyip, onları rol model alarak, taklit ederek gelişir.

Aile tutumları toplum yapısı, kültürel değerler ve aile dinamiklerine göre değişiklik gösterebilir. Bu gibi etkenlerin dışında anne- baba tutumlarının birbirinden ayrıştığı kriterler de söz konusu olmuştur. Kontrol etme (talepkarlık) ve kabul ( duyarlılık). bu kavramlara göre kontrol etme düzeyi daha yüksek anne-babanın çocuğu ailenin bir üyesi olarak görmesi, çocuktan olgun davranışlar beklemesi, disiplin ve denetim sağlanması ve çocuğun davranış problemlerine karşı koyma isteği ile ilgilidir. kabul düzeyi daha yüksek olan aile tutumları ise, birey olmaya teşvik etme, kendi benlik kavramını oluşturmasına, kendi kurallarının olmasına olanak sağlama ve özel gereksinim ve isteklere yanıt vermedir. Her iki boyuttaki kontrol etme ve serbest bırakma ile kabul etme ve reddetme durumlarına göre farklı aile biçimleri ortaya çıkar. Bunlar; otoriter, demokratik, hoşgörülü, ihmalkar ebeveyn tutumları, son yıllarda yapılan çalışmalara göre ebeveyn tutumlarına bir yenisi daha eklenmiştir: Helikopter ebeveyn tutumu.

Otoriter anne-babaların beklentileri yüksektir fakat sorumluluk duyguları beklentiye nazaran düşüktür. Çocuklarına karşı güvenlik kuralları dışında kısıtlayıcı, katı yaklaşımlar sergileyen daha çok direktiflerin verildiği bir aile ortamı. Çocuk boyun eğici davrandığı müddetçe problem yokmuş gibi görünür. Genellikle özgüveni zarar görmüş, arka planda kalmayı tercih eden, kaygılı ya da tam tersi öfkeli, durdurulamayan fazla hareketli bireylerin yetiştiğini gözlemleyebiliriz. Bireyler maruz kaldığı baskı altında kendini ifade edebilmek için farklı savunma mekanizmaları da yaratabilir.

Aşırı hoşgörülü ailelerin çocuklarına karşı duyarlılık düzeyi daha yüksektir. Bu tutuma sahip aileler de çocuklar her şeyi sınırsızca yapabilirler. Çocuğun her isteği gerçekleşir, ebeveynin koyduğu herhangi bir sınır kural yoktur hatta çocuğun buna ihtiyaç duyduğu zaman zaman gözlemlenebilir. Birey her şeyi evet(onaylanma) olarak algılar ki aksi halde kriz ortamı çıkabilir. Bu tarz tutumlara sahip ebeveynlerin çocuklarında anne-baba-çocuğun ayrımının ne olduğuna dair bilinmezlikler ve rol karmaşaları gözlenebilir. Sınır kavramı ile çocukluk dönemlerinde karşılaşmayan bireyler yetişkinlik dönemine geçişte problem yaşayabilirler.

İhmalkar ailelerde ise beklenti ve duyarlılık düşüktür. Bu aileler çocuklarını ihmal ederler. Disiplin ve denetim yoktur. Çocukların kendi kararlarını kendilerinin aldığı (rol karmaşasının yaşandığı), kural kavramıyla da geç tanıştıkları görülür. Kendi ilişkilerinde de bağ kurmakta güçlük çekebilirler. Kendi kendilerinin ebeveyni olmuş çocuklardır.

Demokratik anne-babalar talepte ve kabulde yüksektir. Çocuğun kendi kendine karar alabildiği, problemlerin konuşarak karşılıklı çözülebildiği, yeni bir çözüm yoluna teşvik eden, bireyin kendini gerçekleştirmesine teşvik edilen anne-baba tutumudur. Güven verici, destekleyici, belli sınırlar içinde özgürlük sunan aile ortamı söz konusudur.

Helikopter anne-baba modelinde ise ebeveynin çocuktan ayrışamadığı, sürekli kontrol altında tuttuğu ve baskı kurduğu modeldir. Ebeveynin olduğu ve sunduğu yaşamda işler olağan gitse de ebeveyninin olmadığında özgüveni kırılgan, kaygılı, ben olamamış bireyler gözlemlenebilir. sık sık kontrol edildikleri için onaylanma ihtiyacı hisseden bireyler gelişebilir.

Kar küreyici ailelerde ise çocuğun önüne çıkan bütün engellerin ebeveyn tarafından ortadan kaldırılması ve çocuk üzerinden beklentiye girilmesi söz konusudur. Çocuğunu telafi eden , karşılaşabileceği ve ya karşılaştığı problemleri onun yerine çözen ebeveynlik modeli. Bu tutumla gelişen çocukların baş etme becerilinin zayıf olması, özgüvenlerinin kırılgan olması ailelerinin onlara sunduğu yaşam dışına çıkınca zorluk çekmeleri gözlemlenebilir.

Çocuklarımızın sağlıklı gelişebilmesi için sadece sizlerin onlara eşlik etmenize ihtiyacı var.
Çocuklarımızı geliştirebilmek için ebeveynlik üzerinden geliştirici hedefler oluşturmak daha işlevsel olabilir.
Sevgili ebeveynler çocuklarımıza hayatın öğreticisi sizsiniz. Onlarla birlikte gelişmek mi yoksa onları bir kalıba sokmak mı istersiniz?
Çocuklarınızdan beklentilerinizi ve onları kabul edişinizi gözden geçirebilirsiniz.

 
YUKARI

ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

GİRİŞ DETAYLARINI UNUTTUM